| Seçim Hakkının Kıymetini Bil(me)mek |
|
|
|
| Çarşamba, 16 Eylül 2009 01:05 |
|
Almanya, süper seçim yılının en dev seçimine yaklaşıyor. 27 Eylül’ deki genel seçime çeyrek var. Caddelerde asılı seçim afişlerini, TV’lerdeki tatışmaları, yazılı sözlü medyadaki aday yarışmalarını görmeyenimiz yoktur. Federal Meclis üyeliğine adaylar, tüm hız ve güçleriyle seçmenin teveccühünü kazanmaya çalışıyor. Ortalıkta bolca dolaşan poster, afiş ve el ilanlarının bilhassa muhtevaları oldukça eğlenceli. Genel seçimlerde, öncekilerine göre oldukça fazla sayıda göçmen asıllı adayları görüyoruz listelerde. Kahir ekseriyeti liste doldurmak, ’’Bizim de göçmen asıllı adayımız var’’ diyebilmek için ama olsun. Bu gelişme de sevindirici. Liste doldurucu adaylar kızmasınlar ama seçimi kazanmaları mümkün değil. Bunu kendileri de biliyor. Bazıları da yeşillik olsun babından o kadar zahmete girip seçimlere katılıyor. Tüm adaylara başarılar dilediğimiz genel seçimlerin sonucunda, mahalli idarelerin uygulayacağı politika ve kanunları yapacak federal parlementerler seçilecek beş yıllığına. Devamlı konuştuğumuz politikaların yapıcılarını seçeceğimizi unutmayalım. Seçim sathı mahlinde ise vaad enflasyonu yaşanıyor. Kimin ne kadar göç ve göçmen aşkıyla (!) yanıp tutuştuğuna şahit olup hayrete düşüyorsunuz.. Camiler, dernekler, genel seçim çalışmaları için epeyce hareketli günler yaşıyor ve yaşayacak. Seçimlerde oylarımızın yön veya rengini adayların partilerinden bağımsız olarak onların yaptıkları çalışmalar belirlemeli. Piyasada, kamuoyu oluşturmak veya mevcudu pekiştirmek için dolaşan ve dolaştırılan kanaat pusulalarına göre davranmaktan ziyade, kim kim için ne yaptıya bakarak oy kullanmamız geleceğimiz açısından çok önemli. Her beş yılda bir gelen bu seçme hakkımızı mutlaka sandığa giderek kullanmalıyız. ’’Bunların hepsi aynı. Ne yaptılar ki?. Hep kendilerini düşünüyorlar. vb’’ gibi gerekçelerle sandığa uzak kalıp sonradan da yapılanlara haklı olarak da olsa burun kıvırmak problemleri çözmüyor, çözmez. Sandığa giderek katılım şart. Problemlerin çözümünü gerçekten zora talip olan sadece politikacılardan bekleme alışkanlığımızı bir kenara bırakmalıyız artık. Vatandaşlık görevi olan seçme hakkımızı mutlaka sandığa giderek kullanmalıyız. Eskilerden geçmişte çalışmış, yenilerden ise çalışacağı konusunda bizi ikna eden adaylara desteğimizi oylarımızla gösterip, ortak geleceğimizi şekşllendirecek simaları seçmeyi ihmal etmemeliyiz. Göç ve göçmenlerle ilgili gelecekte atılacak adımları, uygulanacak politikaları göçmen asıllıların bu seçimlere katılım oranının belirleyeceğini unutmayıp mutlaka sandığa gidip oy kullanmalıyız. Almanya’nın gelecekteki göç ve göçmen politikalarını, göçmen asıllıların seçime katılımlarının belirleyeceği asla unutulmamalı. Onun için bu seçimlerde artık oylarımızın ağırlığının, öneminin, değerinin farkına varalım. Son kamuoyu araştırmaları sonuçlarına göre, iktidar ipini göğüsleyecek parti henüz net değil. Göçmen asıllı seçmenler, Almanya’da geçmişte 421 bin oyun iktidarı belirlediğini hatırlayarak, sandığı ihmal etmemeli. Başka ifadeyle, 800 binlik Türk asıllı seçmen potansiyeliyle seçime katılıp iktidarı belirleme imkanı 27 Eylül’de elimizde. Bu çok zor değil, yapacağımız; yarım saat ayırıp sandığa giderek oy kullanmak. Hepsi bu. Evlerimize gelen oy pusulalarını kaybedenlerimiz kimlik kartlarıyla mahallelerindeki sandıklarda oylarını kullanabilirler.. 18 yaşındaki Alman vatandaşlarının oy kullanabildiği genel seçimlerde, kendimize yakın gördüğümüz ve desteklenilmesine inandığımız, verdiğimiz oyun hesabını sorabileceğimiz adaylara destek ve vatandaşlık vazifemizi yerine getirmek için mutlaka sandığa gidelim. Haydi hepimize hayırlı seçimler... Muhsin Ceylan Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız |
Fikir Platformu
|
İMANI COŞTURAN RAHMET AYI “RAMAZAN” |
| Selahattin SAYGIN | |
|
RAMAZAN VE AVRUPA‘ DA YANKILARI |
| Yakup TUFAN | |
|
EVET... EVET... EVET ARKADAŞLAR..! |
| Hidayet KAYAALP | |
|
Avrupa’da Ramazanlaşmak |
| Mahmut AŞKAR | |
|
YAZIKLAR İSRAİL’E |
| Yusuf POLATOĞLU | |
|
İSRAİL’İN GÜCÜ |
| Orhan ARAS | |
|
‘’Beyaz Hüzün'e ‘’Merhaba Olsun’’ |
| Nurdoğan AKTAŞ | |
|
Almanya’da realite körlüğü |
| Muhsin CEYLAN | |
|
Kazanın Dibinde Kalmaya Daha Ne Kadar Kalmaya Devam Edeceğiz ? |
| Dr. Latif ÇELiK | |
|
İNSANİ İLİŞKİLER |
| Seyfettin TAŞKIN | |
|
Tarih Tekkerrür mü Edecek ? |
| Ramazan ÖZDEMİR | |




