| Ermenistan Açılımı Azerbaycan Kapısını Kapatıyor |
|
|
|
| Cuma, 30 Ekim 2009 01:11 |
|
Ermeni açilimi Türkiye´ye 21. yy´nin en stratejik kapilarini kapatiyor. AKP hükümetinin“tek dogru benimkidir“ anlayisi ile, Süleyman Demirel ve Haydar Aliyev’in temellerini attığı ‘İki devlet, tek millet’ anlayışı son aylarda kökten sarsilmaya basladi. Bakü hükümetinin acemiligine eklenen Ankara´nin -biraz burnu havada- siyaseti Türkiye´nin Orta Asya´ya açilan kapsini kapatmak üzere. Erdogan-Aliyev zitlasmasinin bilinen bir gerçegi olan “kimse karisamaz“ kibirlenmesi Türk Dünyasi´nin gelecegini olumsuz yönde etkiyelecek bir kirilma çizgisine dogru gidiyor. Bakü ve Ankara Siyasetçileri uluslararasi iliskilerin baska milletler tarafindan da etkilenebildigini ve dolayisi ile dis baskilarinda oldugunu anlayarak tekrar düsünmeliler. Ûplerin daha fazla gerilmesi Türk-Azeri kardesliginin gelecegini etkiler ve taraflara büyük risk getirir. Açilimlarin kapattigi kapilari sadace maddi olarak ölçen Ankara siyaseti, gönül terazisne baktiginda kaybettiklerini de görecektir. Ortamin yumusatilmasinda en önemli görev taraflarin danismanlarina düsmektedir. Kafkasya´da Ermeniler ile baslayan açilim süreci domino etkisi ile Azerbaycan´i ters yönde sürüklemeye basladi. Bakü-Ankara iliskileri giderek gerilirken Azerilerin artik Ankara´dan gelecek hiç bir yöneticiye inanmayacak kadar sinirlendik-leri göze çarpiyor. “Komsulari ile iyi geçinen Türkiye“ parolasi ile yola çikan Erdogan hükümeti, Tük Dünyasi´nin kapisi olan Azerbaycan´in %20´sinden fazlasinin isgal halinde oldugunu yakindan bilmesine ragmen, dis baskilar ile Ermenistan çikmazina geldi dayandi. Bakü-Ankara iliskilerinin simdilik kötün yönde etkiledigini söylesek te, enerji alaninda ciddi sorunlarin yasanacagi göze çarpiyor. Kardeslik iliskilerinin 21. yy´a damgasini vuracagini defalarca açiklayan Aliyev ve Demirel´in aksine, Erdogan´in dis politikada “sadece ben bilirim“ anlayisi ‘İki devlet, tek millet’ anlayışını hizli bir sekilde asindiriyor. Ankara ve Erivan’ın geçtigimiz günlerde Isviçre´de protokol imzalaması, Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ın seyrettiği Türkiye-Ermenistan maçında Azerbaycan bayraklarının yasaklanması deyim yerinde ise bardagi tasiran son damla oldu. Oysa Türkiye´nin bir çok milli maçinda çesitli devletlerin bayraklari ile malüm örgütün flamalari trübünlerde oldugu halde hiç ilgilenmeyen UEFA, bu sefer Azeri Bayraklarinin Bursa Stadinda yer almamasi için tiyatroya dahil oldu. Bayrak krizi giderek derinlesince Bakü politikacilari, şehitlikteki Türk bayraklarını kaldırdı ve arkasindan oldukça sert bir açiklama yaptilar; “Artık ucuz doğalgaz yok” Bagimsizligina kavustugundan bu yana tüm Türk hükümetlerinin her yönden destekledigi Azerbaycan ile gelinen noktadan kimse sorumluluk kabul etmezken bir milleti ayırma noktasına getiren gelişmelerin kilometre taslarina hizlica bir göz atalim: Azeriler Isviçre görüsmelerinden çikacak sonucu bekledi Türkiye ve Ermenistan arasında geçen yıl İsviçre’nin arabuluculuğunda başlayan gizli görüşmeler, Azerbaycan yönetimini ilk andan itibaren tedirgin etmeye basladi. Ankara´nin görüsmeleri dogrulamasinin ardindan yaptigi “isgal sona ermeden Ermeni kapisini açmayiz“ sözleri ile yarim yamalak devam eden iliskiler iki kardes ülke arasinda süpheli bir sekle dönüstü. Eylül 2008’de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ın daveti üzerine Ermenistan-Türkiye maçını izlemek için Erivan’a gitmesi, Azerilerin kızgınlığını iyice artırdı. Bakü Yönetimi Diyanet Camisi´nin bahane ile kapatti Azeriler kendilerince kirilmakta hakli idi. Devlet Başkanı İlham Aliyev, yaptığı açıklamalarla Türkiye’ye sınır konusunda uyarıcı mesajlar vermesine rağmen, Ermenistan görüşmeleri devam etti. Bu arada Bakü´den oldukça komik ve ilginç bir tepki geldi, Bakü’deki Şehitlik Meydanı’nda bulunan Diyanet İşleri Başkanlığı’na ait cami geçen Nisan’da restorasyon gerekçesiyle ibadete kapatildi. Ayni günlerde Aliyev’in, Rusya’ya giderek Devlet Başkanı Dimitri Medvedev ile görüşmesi ve Rusya’nın Türkiye üzerinden geçecek Nabucco projesine alternatif olarak hazırlayacağı yeni enerji hattına destek vereceğini belirtmesi Ankara’da şok yarattı. Azeri bayan mkilletlerin Ankara çikartmasi Azeri parlamentosundan bir grup kadın milletvekili Ankara’ya gelerek Anıtkabir’i ziyaret etti, Çankaya Köşkü’nde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile biraraya geldi. Iktidar partisi de dahil çok sayida üst düzey Türk yönetici ayni cümleleri tekrarladilar; “Isgal sona ermeden Ermeni kapisini açmayiz“ Kadın milletvekilleri hükümetin Ermenistan açılımına karşı başta MHP ve CHP olmak üzere Türkiye’de değişik gruplarla görüştü. Azeri milletvekilleri Türkiye’ nin Ermenistan açılımını pro-testo etmek amacıyla TV’lere Türk hükümetinin tutumunu eleştiren demeçler verdi. Milletvekillerinin Ankara ziyaretlerinin medyaya yansiyan yönleri AKP Hükümetini kizdirsa da, Türkiye kamuoyunun Azerbaycan sevgisini bilen hükümet konuyu sogumaya birakti. Ilham Aliyev Erdogan´in Istanbul davetine –istemedigi icin- gelmedi Basbakan Erdogan ve ABD Baskani Barack Obama´nin birlikte yaptigi Ûstanbul davetini de reddetti Ûlham Aliyev. Ermeniler ile yürütülen görüsmelerin içerigi basina yansidikça Azerilerin kizginligi daha da artti. İlham Aliyev, ABD Başkanı Obama’nın Nisan başında Türkiye zi-yaretine denk gelen zamanda İstanbul’da toplanan Medeni-yetler İttifakı’na da katilmayi reddederek Ankara’ya yönelik tepkisini ortaya koydu. Aliyev, ayni tepkiyi Nabucco projesinin imzasinda da ortaya koydu. Temmuz ayinda Ankara’da Nabucco Projesi imza törenine gelmeyerek İngiltere’ye gitmeyi tercih etti. Erdoğan Mayis basinda Azerbeycan Parlamentosu´nda bizzat söz verdi Azerbaycan ile gerilen iliskilere AKP hükümeti içerisinde de elestirilmeye baslandi. Basba-kan, Gül´ün de yönlendirmesi ile Bakü´ye baris seferine çikti mayis ayinda. Aliyev’le uzun bir görüsme yapan Erdoğan, Azerbaycan Parlamentosu’nda iki ülkede de ilişkileri bozmak iste-yen bazı çevrelerin olduğuna vurgu yapıp, “bu çevrelerin oyunlarına gelinmemesini” istedi. Türkiye’nin, Dağlık Karabağ’daki Ermeni işgali sona ermeden Ermenistan sınırını açmayacağına dair söz verdi. Erdoğan’ın bu sözüne rağmen, Azerilerin kuşkuları giderilemedi ve sessizlik devam etti. Iki ülke hükümetlerinin arasindaki siyasi iliskiler sertleserek devam etse de sivil toplum kuruluslari arasindaki “yumusatici çabalar“ her iki tarafta da olumlu yönde çalismalara devam etti. Türk – Ermeni görüsmeleri Rus gizli servisinin yakin takibinde idi Isviçre´de devam eden görüsmeler Rusya´nin yakin takibinde idi. Disariya sizan bilgiler ilginçtir ki Rus istihbaratinin basarisindan degil, Ermenilerin çift yanli politikasindan ileri geli-yordu. Rus siyasetinin hala etkili oldugu Ermeni politikacilar ve disisleri mensuplarinin günübirlik Moskova iliskileri hem Ankara-Bakü iliskilerini etkiliyor hemde Rusya´nin Kafkasya´da alternatif politikalar üretmesine imkan sagliyordu. Ermeni isgali altindaki Daglik Karabag´dan 5 yerlesim alanindan Ermeni isgal güçlerinin çekilmesi ile ilgili öngörülen teklifler tartisilirken, durumdan haberdar olan Moskova Bakü ile görüserek, Moskova´nin araci olmasi halinde 7 yerlesim biriminden Ermenileri çekmeye razi edebileceklerini belirtiyorlardi. Ardindan Bakü´de harekete geçen Rus besinci kol faliyetine dahil medya Ankara aleyhtari kampanyaya basliyordu. Amerikan siyasetinin Erivan üzerindeki agirligi olmasa, Ruslarin yaniltmaci ve kiskirtmaci politikalari Bakü-Ankara iliskilerinde çok daha onarilamaz hasarlar verebilirlerdi. Ruslara bilgi sizdirildigindan haberdar olan ABD, Ermenileri de diyasporadan ayri olarak Ankara ile anlasmalari için siyasi deyimle “cesaretlendirdiler.” Ermeniler ile masaya oturmayi kabul ettiginde belli riskleri göze alan Ankara da, bir yazili belge imzalamaya dogru hizla ilerleyen bir yola girdiginin Mayis ayi baslarinda farkina vardi. Erdogan ve Sarkisyan´in kendi ülkelerindeki muhalefete sert cevaplar vermelerinin de ayni merkezden cesaretlendirildikleri iddialarini güçlendirmektedir. Zürih´te Türk-Ermeni protokolleri iliskileri daha da gerdi Bakü ile Ankara arasındaki ortam bir ara yumuşasa da Erivan ve Ankara’nın 31 Ağus-tos’ta yaptıkları ortak açıklamayla iki ülke arasındaki sınırın açılmasını, diplomatik ilişki ve ortak tarih komisyonu kurulmasını içeren protokollerin paraf edildiğini duyurmaları, Ankara-Bakü ilişkilerinde acilan yaranin da baslangici idi. Azeriler son ana kadar herhangi bir belge imzalandiginda bunda kesinlikle Karabag ile ilgili bir maddenin de olacagina kendilerini inandirmislardi. Türk siyaseti ise Bakü´ye baska cevap veriyor ama Zürih´de “konunun direkt muhatabi degilsin“ karsi tezi ile fazla ileri gidemiyordu. Dolayisi ile Türk Disisleri iplerin bir gün kopsa da iliskilerin en az yara ile atlatilmasindan yana idi. Son ana kadar Karabag diyecek oldular ama Ermeni tarafi ile arkasina aldigi batililar Davutoglu´na Karabag kelimesini dahi telaffuz ettirmediler. Bursa´da dalgalanamayan –bir söylentiye göre çöpe atilan- Azeri bayraklari 70 yillik durulganligin ardindan birden hareketlenen Türk-Ermeni görüsmelerine her iki tarafin kamuoylari da hazir degildi. Gizli bsslayan son görüsmelere sadece ABD, AB yada uluslararasi finans ve enerji odaklari degil, son dönemde UEFA gibi spor organizasyonlari da dahil oldular. Gül´ün Erivan´da seyrettigi maçin ardindan Sarkis-yan´in adeta yalvararak Bursa´ya gelmesi saglandi. Türk muhalefetinin temsilcileri çok sayida Azerbaycan bayragi ile stada gelmelerine ragmen bunlarin açilmasina izin verilmedi. Hatta bazi iddialara göre Azeri bayraklari daha sonra bilincsiz bir sekilde temizlik yapilirken toplnaip cöpe atilmasi bile Bakü´ye kasitli olarak yanlis aksettirildi. Bursa´da gercekten polis de abartili idi. Azeri bayraklarinin Ermeni tarafi ürkütecegini UEFA´da hesaplamis olacak ki, hemen bir açiklama yaparak üçüncü ülkelerin bayraklarina stadta yasak getirdi. Aslinda yasak Türk hükümetinin elini güçlendirmisti. Oysa Türkiye´nin bir çok uluslararasi maçinda Türkiye´ye karsi grup ve devletlerin bayraklari hiç te tribünlerden eksik olmadigi halde UEFA´nin hic dikkatini cekmemisti. Bir millet iki devlet olgusu giderek tarih mi oluyor ? Zürih’te 10 Ekim’de 3 saatlik bir krize rağmen protokollerin Türkiye ve Ermenistan dışişleri ba-kanları tarafından imzalanması, ardından 14 Ekim’de Sarkis-yan’ın Türkiye-Ermenistan milli maçına gelmesi ve maçta Azerbaycan bayrağı açılmasının yasaklanması, Azerbaycan’ın ilk cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in ortaya attığı “Tek millet, iki devlet” anlayışında derin yara açti. Bakü yönetimi ise son derece garip bir karar ile Azerbeycan sehitler abidesinin yanindaki Türk Şehitliği’ndeki bayrakları kaldırıp, bayrak direklerini söktü. Türkiye’nin Bakü’deki askeri ataşesi, bu durumu ilgili Azeri makamları nezdinde sözlü olarak protesto etse de, Azeriler herhangi bir gerekçe göstermediler. Türkiye´ye tepki koyarken hiç bir ölçü ve stratejileri olma-yan Azerilerin hareketleri de oldukça garip ve cahilce. Diplomatik bilgiden yoksun Azeri hariciyesinin önemli insanlarinin Rusya´ya daha çok yaklasalim seklindeki açiklamalari ise gelecegi hiç de net olarak göremediklerini ortaya koyuyor. Azerbeycandaki Türk Şirketlerinin önündeki bayraklar da iniyor Binlerce Türk isyerinin oldugu Bakü, iliskilerin sertlesmesinden en çok etkilenen sehir. Türkiye´den gelen mallara ithalat kisitlamasi olmasa bile bürokratik engellemeler getiren Azeriler yine garip bir kararla Türk asilli isadamlarinin sirketlerine de baski yapmaya basladilar. Mali kontrollerin siklastigi Türk Isyerleri durumun uzun sürmesi halinde ticari kayiplarinin büyük olacagini açikliyolar. Türk şehitliğinde bulunan Türk bayraklarının kaldırılmasının ardından, Türk şirketlerinin önündeki bayrakların da indirilmeye başlandığı bildirildi. Azadlık, Yeni Müsavat ve diger bazi gazetelerin haberine göre ülke genelinde faaliyetlerde bulunan Türk şirketlerinde hafta basindan beri geniş denetim çalışmaları başlatıldı. Bu kapsamda şirket önündeki gönderlere Türk bayrağı çekilmesine artık izin verilmiyor. Ülkedeki bir çok isyerinde Türk ve Azeri bayragi asmak moda idi. Sonuç Uluslararasi siyasette her ülkenin bir baska ülke ile olan siyasi ve diplomatik iliskileri baska devletlerin de ilgi ve etkisi altindadir. Genelde “Türk Dünyasi Kardesligi“ çizgisinde seyreden Bakü-Ankara iliskileri Amerika ve Rusya basta olmak üzere AB´nin de yakin takibinde. Kafkasya´da Gürcistan ko-nusu için Rusya ile karsi karsiya gelen batililar bu sefer bölgede tam etkili olmak için harekete geçtiler. Kendi deyimleri ile bölgede kalici barisin kurulmasi ve Hazar Bölgesi´ndeki enerjinin sorunsuz bir sekilde kendilerine ulasmasi için bölgede var olan Türk-Ermeni-Azeri anlasmazlik larinin minimize edilmesine karar verdiler. Baslangiçta Ankara ve Bakü biraz karsi karsiya gelseler de ileride bu atesin düsecegi stratejistlerin kesin öngörüsü. Gelecekleri var olan ortak dostluk ve kardeslik baglari ile yakindan ilgili olan Türkiye ve Azerbaycan hariciyeleri iliskilere haftalik ve aylik degil, en az çeyrek yüzyillik bakmak zorundadir. Özellikle Ankara siyaseti ve Türk hariciyesi Azerilerin oldukça cahilce gösterdikleri tepkiye “ben daha güçlüyüm ve tepkim daha sert olur“ seklinda karsilik vermemelidir. Basbakan Erdogan´ in Azeriler nezdinde artik nasil güven saglayacagini ve eski inandiriciligini kazanacagini bilemiyoruz ama, Ilham Aliyev´in Rusya´ya yöneliriz, Nabucco´yu engelleriz ve gazi keseriz açiklamalari da son derece ham sözler. Büyük politikacilarin bir defa konusmadan önce on defa düsündükerini her iki taraf için de tekrarlayarak Ermeni açiliminin bize önce Azerbaycan, sonra da Türk Dünyasi kapisini kapattirmamasini diliyoruz. Haritanin altindaki yazi: Geçtigimiz aylarda Orta Asya, Kafkaslar ve Orta Dogu´nun enerji koridoru olarak ortaya çikan Nabucco Projesine en önemli katkilardan birinin Azerbaycan´in Hazar Sahdeniz Bölgesi oldugu açiklanmisti. Türk-Ermeni iliskileri konusunda Ankara´ya kirgin olan Azeri lider ayni günlerde hattin açilis davetine katilmamak için Ûngiltere´ye ziyareti bahane ederek katilmamisti. Türkiye Cumhuriyeti BaBasbakan Recep Tayyip Erdogan Basbakan Recep Tayyip Erdogan ile Cumhurbaskani Ûlham Aliyev aslinda siyasi ekol olarak da çok farkli isimler. Erbakan-Milli Görüs çizgisinden gelen Erdogan iktidara geldiginden bu yana Türkiye´yi süratle degistirme yönünde politika izliyor. 86 yillik Cumhuriyet tarihinde bir çok hükümetin birakin degistirmeyi, düsünmeye dahi cesaret edemedigi tabulara degisik açidan bakmayi basaran Erdogan´in Kafkasya politikasi konusunda danismanlarinca çok daha iyi bilgilendirmesinin gerekliligi gelinen noktada daha çok ortaya çikiyor. Azerbeycan Cumhurbaskani Ilham Aliyev Azerbeycan Cumhurbaskani Ilham Aliyev babasinin son yillarina kadar politikada ismi olmayan, hatta baba serveti olarak devraldigi siyasette Cumhurbaskanligina kadar gelen bir isim olarak biliniyor. Uluslararasi tröstler ve büyük devletlerin menfaatlerinin kesistigi Kafkasya-Hazar bölgesinde Azeri lidere ulasan bilgilerin bir çogunun da iki ülke iliskilerini baltalamak yönünde oldugu kesin. Aliyev´in hissi etkiler ve alacagi aceleci kararlarin çogunun uzun vadede kendilerinin aleyhine olacagini da çok iyi anlatilmasi gerektigine inanmaktayiz. |
| Cuma, 30 Ekim 2009 01:25 tarihinde güncellendi |
Fikir Platformu
|
İMANI COŞTURAN RAHMET AYI “RAMAZAN” |
| Selahattin SAYGIN | |
|
RAMAZAN VE AVRUPA‘ DA YANKILARI |
| Yakup TUFAN | |
|
EVET... EVET... EVET ARKADAŞLAR..! |
| Hidayet KAYAALP | |
|
Avrupa’da Ramazanlaşmak |
| Mahmut AŞKAR | |
|
YAZIKLAR İSRAİL’E |
| Yusuf POLATOĞLU | |
|
İSRAİL’İN GÜCÜ |
| Orhan ARAS | |
|
‘’Beyaz Hüzün'e ‘’Merhaba Olsun’’ |
| Nurdoğan AKTAŞ | |
|
Almanya’da realite körlüğü |
| Muhsin CEYLAN | |
|
Kazanın Dibinde Kalmaya Daha Ne Kadar Kalmaya Devam Edeceğiz ? |
| Dr. Latif ÇELiK | |
|
İNSANİ İLİŞKİLER |
| Seyfettin TAŞKIN | |
|
Tarih Tekkerrür mü Edecek ? |
| Ramazan ÖZDEMİR | |




