Mahşerin Provası PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 28 Aralık 2009 23:25

Mahşere hazırlanmak için hac gibi bir prova imkânı bahşeden Allah’a hamd,
hac ibadetini bütün detaylarıyla bize öğreten Peygamber Efendimiz’e salât,
Her daim Allah’ın emrine uygun bir hayatı yaşama çabasını sürdüren mü’minlere selam olsun.

  Atib 2009 Hac Kervanında Hac Görevlisi olarak, Avrupa’nın muhtelif ülkelerinden gelen müslümanlarla birlikte gitmiş olduğumuz Hac ibadetinin gerçekleştirildiği Suudi Arabistan’dan, hac ibadetimizi yerine getirerek 19 Aralık 2009 tarihinde döndük. Kafilemizde bulunan hacılarımızla kutsal topraklarda 30 gün kader birliği yaşadık. Aynı havayı soluduk, aynı oteli paylaştık, aynı otobüslerle yolculuk yaptık, aynı yemekhanede aynı yemekleri yedik. Kafilemizde bulunan din görevlileriyle birlikte hacılarımıza ibadetlerini en iyi şekilde yapmaları hususunda rehberlik ettik. Neredeyse her dakikamız birlikte ve beraber geçti. Heyecanlı başlayan yolculuğumuz mutlu ve başarılı bir şekilde sona erdi. Hacı adayı olarak çıkmış olduğumuz kutsal yolculuktan “Hacı” olarak ailemize, sevdiklerimize ve evimize döndük. Kayda değer ciddi bir sıkıntı ile karşılaşmadık. Hac ibadeti dinimizin temel esaslarından birisidir. Bu ibadetin plan ve proğramını yola çıkmadan önce yaparız ancak pratiklerinin gerçekleştiği  yer Arabistan’dır. O ülkenin kural ve usulleri hac ibadetinin ifası esnasında sıkıntı yaşanıp yaşanmaması hususunda belirleyicidir. Eğer hac ibadeti esnasında muhtemel bir takım sıkıntılar yaşanıyorsa, bu sıkıntılar  hac ibadetinin organizasyon eksikliğinden değil, bu ibadetin yerine getirildiği ülkenin şartlarından kaynaklanmaktadır. Buna rağmen kafilemiz her hangi bir problemle ve sıkıntı ile karşılaşmadan ziyaretlerini ve hac ibadeti için gerekli olan menasıki yerine getirmiş olmanın mutluluğu içerisinde geldikleri ülkelere dönmüş oldular.  
  Mahlukâtın en şereflisi olan insan, Allâhü Teâlâya ibâdet için yaratılmış, kendisine sayısız nimetler, akıl ve fikir verilmiş, ve ibâdet ile sorumlu tutulmuştur. Bu vazifesini ifâ edebilmesi için  kitap ve peygamberler gönderilmiştir. Çünkü insan “nefis” sâhibidir. Nefsini sürekli ön pılanda tutarsa heran kötülük işlemeye meyillidir, iyi ve kötüyü işleyebilen bir “varlık” olması, insanın dünyada “imtihan” hâlinde olmasının sonucudur. Bu imtihanı, îmân, Sâlih amel ve güzel ahlâk ile kazananlar olduğu gibi, inkâr, isyan ve kötü ahlâk ile kaybedenler de vardır. Bu mukaddes yolculukta da elbette kazanan ve kaybedenlerde vardır. Peygamber (SAV) efendimiz hac meşakkattir buyurmuştur. Onun içindir ki karşılaşılan her türlü sıkıntı ve meşakkate göğüs gerip sabredenler kazanmıştır. Hacı adayı olarak çıkılan mübarek Arafat Meydanında kimseyle cedelleşmeden Arafat gündüzünü yaşayıp Haccın en temel rüknü olan ARAFAT VAKFESİ’ni yapıp Hacı olup, sırasıyla MÜZDELİFE VAKFESİ’ni de tamamladıktan sonra insan seli halinde MİNA ya vasıl olup şeytanı taşlayan hacılar sıra ile kurbanla ları kesip 3 gün süren ŞEYTAN TAŞLAMA görevini tamamlayıp ZİYARET TAVAFI nı yaptıktan sonra elbette kazananlardan oldular. Efendimizin şu hadisini iletelim: "Kabul edilmiş bir haccın karşılığı cennettir" Rabbimiz haccımızı kabul, sayımızı meşkur zembimizi mağfur eylesin inşallah.


25.Aralık 2009

Pazartesi, 28 Aralık 2009 23:27 tarihinde güncellendi
 

→ Yazarimizin diger yazilarini görmek icin tiklayiniz