| Kitap ve Okumak |
|
|
|
| Cuma, 01 Ocak 2010 14:08 |
|
Son günlerde Avrupa´da yaşayan insanlarımız arasında okuma alışkanlığı gittikçe azalmaya başladı. Genelde okuyan bir toplum degiliz. Okumaktan ziyade görme ve duymaya meyilli bir toplum yapımız var. Bizi ilgilendiren olayları başkalarının bize verdiği şekilde almaya alışmışız. Bunun sonucu olarak ta başkaları bizi yönlendiriyor. Bizimle ilgili haberleri doğruluk derecesini bile bir süzgeçten geçirmiyoruz. Böyle olunca doğru bilgiye ulaşmakta zorlanıyoruz. Dünyanın küçüldüğü,global bir köy olduğu günümüzde olaylar çok hızlı gelişiyor ver bilgi kirliliği yaşanıyor. Bunun yanında bizler etrafımızdaki gelişen olaylara kayıtsız kalamayız. Seyreden değil mücadele eden, haklarımızı ve hukumuzu koruma konusunda ısrarcı olmalıyız. Avrupa'da ve Federal Almanya'da azınlıkların, göçmenlerin kendi kimliklerini korumalarının yolu yazılı bir edebiyat ve dillerini geliştirmeleridir. Biz yarım yamalak bir Türkçe ile varlıgımızı sürdüremeyiz. Bunu söylerken burada yaşadığımızı unutalım demiyorum. Tabiki bu ülkelerin dilini en iyi şekilde konuşmalı ve yazmalıyız. Zaten bu ülkeler de bunun önlemlerini alıyorlar, okullarda ve hayatın başka alanlarında dilimize yasaklamalar getiriyorlar. Buradaki dilleri ve kültürleri bir zenginlik görmeleri gerekirken yasaklamalar getirmelerini anlamak zor. Bizleri burada bir tehdit gibi görmelerini kabul etmiyoruz. Bizler burada eşit haklar istiyoruz. Bunları isterken ayrımcılık, asimilasyon gibi kavramların tarihin çöplügüne atılması gerekir. Batı; medeniyetin beşiği olduğu ve insan haklarının en geniş biçimde savunucusu olduğu iddasıyla dünyaya nizam vermeye çalışırken kendi evinin içinde göçmenlere karşı sergilediği bu hoşgörüsüz tutumundan vazgeçmelidir. Göçmenlerin varlıklarını sürdürmelerinin yolu kendi dillerini koruması ve bunu yazılı bir şekilde edebiyatla dile getirmesidir. Bu konuda
burada yaşayan sağ duyulu insanlarımıza büyük görev düşüyor. Bizler hala edebiyat, kültür, hikaye, roman, film,çizgi film buna benzer konularda Türkiye'den etkileniyoruz. Bizler artık kendi göç hikayemizi yazmalıyız. Avrupa'nın çeşitli şehirlerinde kitap fuarları düzenleniyor. Tabi bunlar iyi gelişmeler fakat yeterli değil. Bunların büyük bir çoğunluğunu Türkiye'den gelen kitaplar oluşturuyor. Bizim hikayemizi, bizim meselelerimize parmak basan kitapları bulmak oldukça zor. Yarım asırlık bir göç tarihimiz var. Bununla iligili kitap sayısı oldukca az. Bizlerin göç tarihinin bizden sonraki nesillere aktarılması bir zarurettir. Bügünkü geldiğimiz yere çok zorluklarla gelinmiştir. . Bütün göçler sancılı olmuştur. Bilhassa bizim gibi ayrı bir dinden ve kültürden gelenler için daha bir zordur. Bunun yanında Avrupa'nın en muhafazakar milleti olan Alman milleti içinde yaşamak kolay olmasa gerek. Bütün bu zorluklara rağmen mücadeleden vazgeçmemeliyiz, varlıgımızı ve kimligimizi korumanın mücadelesini sürdürmeliyiz. . Sonuç olarak okuma kültürünü ve okumayı insanlarımıza sevdirmeli, onları okumaya teşvik etmeli, derneklerimizde ve evlerimizde okuma günleri yapmalı, birbirimize kitap hediye etmeliyiz. Ramazan Özdemir Hattingen |
| Cuma, 01 Ocak 2010 14:13 tarihinde güncellendi |
Fikir Platformu
|
İMANI COŞTURAN RAHMET AYI “RAMAZAN” |
| Selahattin SAYGIN | |
|
RAMAZAN VE AVRUPA‘ DA YANKILARI |
| Yakup TUFAN | |
|
EVET... EVET... EVET ARKADAŞLAR..! |
| Hidayet KAYAALP | |
|
Avrupa’da Ramazanlaşmak |
| Mahmut AŞKAR | |
|
YAZIKLAR İSRAİL’E |
| Yusuf POLATOĞLU | |
|
İSRAİL’İN GÜCÜ |
| Orhan ARAS | |
|
‘’Beyaz Hüzün'e ‘’Merhaba Olsun’’ |
| Nurdoğan AKTAŞ | |
|
Almanya’da realite körlüğü |
| Muhsin CEYLAN | |
|
Kazanın Dibinde Kalmaya Daha Ne Kadar Kalmaya Devam Edeceğiz ? |
| Dr. Latif ÇELiK | |
|
İNSANİ İLİŞKİLER |
| Seyfettin TAŞKIN | |
|
Tarih Tekkerrür mü Edecek ? |
| Ramazan ÖZDEMİR | |




