| HÜSEYİNZSİZLEŞEN TOPLUM RAYDAN ÇIKAR |
|
|
|
| Pazartesi, 25 Ocak 2010 23:10 |
|
Düşünmekle hamallık etmek arasındaki farkın bilinmesi gerekir! Hamalların taşıdıkları eşyaları kendilerine ait sanmaları bu geçeği değiştirmez... Taşınan malların mahiyeti de aslında esas açısından konuyu etkilemez; zira,eşyanın mücevher veya bakır türünden olması da sadece fiyakayı etkiler. Velhasıl sonuçta hepsi birer hammaldırlar... Toplumlardaki birçok insanın konuştukları sözlerin kendi düşüncelerinin bir ifadesi olduğunu sanmaları bazı durumlarda garabet derecesinde bir yanılgıdır. Geçtiğimiz yüzyılda yaşamış Polonyalı bir matamatikci “Dil deneyimin kendisi değildir” diyerek, gerçeğin çoğu kez söylenenin gerisinde aranması gerektiğine dikkat çekmiştir! Bu durum bazan “Harita alanın kendisi sayılmaz”diyerek de dile getirilir. ”Cebinizdeki harita sizi o araziye sahip kılmaz; tekrarlanarak söylenen bazı sözlerde sizi o gerçeğin insanı yapmaz”. Bu durum içinde bir avantajı da barıdırıyor olamaz mı..?Yani, garabet arzeden durumların gerçek faillerinin aslında “hamallar” olmadığı haberini fısıldamış olmaz mı kulağımıza? Bence tam da öyle... Başkalarının hatalı düşüncelerini hamallığını yaptığımız noktada, birazcık hakkaniyet duygusu ile davranmak bize yepyeni bir kapının yönünü gösterir... Bu kapıdan ilerisi düşünce alanıdır... Kur’an, kuşkusuz, “Oku” diye başlar, ama “Düşün” diye devam eder! Başkalarının şöyle veya böyle düşüncelerinin hamallığını yapmak düşünmek değil, aksine düşünmemekte ısrar anlamına gelir! İnsanlar binyıllarca dünyanın yuvarlak değilde dümdüz olduğuna inandılar; böyle inanmaları gerçeği değiştirdi mi? Mesela, bir apartmanın 8.katında dünya’ya gelmiş bir insan düşünelim. Bu insanın da 18 yaşına gelene kadar doğduğu dairesinden dışarıya çıkamadığını varsayalım. Kendisine 18.yaş gününde “hadi özgürsün, işte asansör, işte merdiven” dendiğinde, “hayır, ben pencereden gitmek isyiyorum” derse, öleceğini söylemeniz kehanet mi olur? O insanın yerçekimi kanunu bilmemesi veya yok sayması gerçeği değiştirir mi? İsrar etmesi halinde sadece “cesedi yakışıklı olur.” O kadar... Tarihin bazı katlarında mahsur bırakılarak, dar odanın dar penceresinden dünya yı görmeye alışanlar günümüz de artık mazeretlerini tüketmiş durumdalar...Şimdi kendilerine farklı pencereler açan ve farklı çıkış yolları gösteren sayısız imkanlara sahipler. Artık hamallığı yapılan zararlı maddelerden daha çok zararlı, bazı ifsat edici düşüncelerden kurtulmanın zamanı geldi diye düşünüyorum. “Sırtımda ki yükümü çözüp hafifliyemem Haydutlar korkar ondan,ürküp kaçar kervanlar Yezid’in mirası o, kimselere diyemem Bekcileridir onun yaşıyan tüm Mervanlar...” Tedirginliği ile de biryerlere varamayız...Hele, hele şu sırtımızda ki Muaviye yüküyle hiç varamayız! “Haklı olan Ali idi, lakin Muaviye’de haksız sayılmaz dı” gibi tam bir tevilcibaşı lakırtısı sözler Allah korusun, söyliyenin ne kadar safdirik olduğunu göstermekle kalmaz, “düşünmemek te ısrar etme suçu”ndan kendisini cehenneme yuvarlıyabilir! Ayrıca böyle bir davranış, İslamın adalet ilkesiyle de uyuşmaz! Merhum Hamdi Yazır’ın, “İslam’ın Tevhit ten sonra ki direği Adalettir” dediği söylenir. Hz.Ali’nin karşısına “Muaviye de haksız değildi” sözünün konması hangi adalet ölçüsüne sığar Allahaşkına! Bu söz, “ sekizinci kattan atlayan genç,aşağıya düşer,ama yukarıya doğru da uçabilir”demek kadar saçma sapan bir sözdür! X X X X X Düşünmekle hamallık etmek arasında ki farkı ortaya koyan bir kitap bulunuyor elimde: “Hüseyinleşmek” Yazarı:Mahmut Aşkar... Aşkar’dan bahsetmek isterim bir kaç cümle... Mahmut Aşkar, tam bir denge insanı...Hani aklınız olur, duygunuz olamaz. Duygunuz olur, dengeniz olmaz...olur-olmaz yerde saçmalarsınız. Mahmut Aşkar, üç özelliği de şahsında barındıran bir aydın,bir düşünce adamı. Her karşılaştığımda değil (yılda sadece bir-iki kez görüşürüz) her makalesini okuyuşumda kendisinin bir kaç adım daha derinleştiğini hissederim. Konuları ele alış tarzına baktığınızda hemen, tam bir detaycıyla karşı karşıya olduğunuzu anlarsınız ve merak edersiniz” “bu kadar parça biraraya nasıl gelecek?” İşte Mahmut’un ustalığı orada kendini gösterir... Sonunda bakarsınız ki, hiçbir malzeme israf edilmeden yerli yerine konmuş ve ortaya mükemmel bir eser çıkmış. En can sıkıcı konularda bile ne dengesini yitirir, ne de zerafetini elden bırakr; bu açından bakıldığında da Mahmut Aşkar tam bir uslup adamı olarak durur karşımızda... Mesela Yezit veya Muaviye’den bahsedildiği alanlarda bile herhangi bir caferi zincire sarılırken, bir sunni olan ben bile zıvanadan çıkarken Mammut “uhuletle ve suhuletle” sözünü söyler, yazısını yazar... Hem de en güzel şekiyle, ama hiç eğip bükmeden. Onun bir başka önemli özelliği olan ve benim,“Köprü Aydın” sıfatı taktığım tarafına bir başka yazı da uzunca değinmek isterim.Çünkü,onun ve keskin ideolejik saplantılara girmemiş bir kaç arkadaşın çalışmaları Avrupa Türkleri ve onların gelecek nesilleri açısından hayati öneme sahiptir. Mahmut Aşkar’ın ilk kitabının adı “Toplum Raydan Çıkınca” idi. İkincisi, “Hüseyinleşmek” Her iki kitabının ismine de atıfta bulunarak telefonda kendisine, “Dostum! Hüseyinsizleşen toplum raydan çıkar” diye espri yapmak istemiştim. Ancak, kitapları okuduğunuzda işin espri yanı ortadan kalkıp, gerçekle yüzyüze geliyorsunuz... Ve… gerçekten, HÜSEYİNSİZLEŞEN TOPLUM RAYDAN ÇIKAR demekten kendinizi alamıyorsunuz... Üçüncüleri... dördüncüleri... beşincileri de bekliyoruz, sevgili Mahmut! İkaz ışıkların hiç sönmesin... |
Fikir Platformu
|
İMANI COŞTURAN RAHMET AYI “RAMAZAN” |
| Selahattin SAYGIN | |
|
RAMAZAN VE AVRUPA‘ DA YANKILARI |
| Yakup TUFAN | |
|
EVET... EVET... EVET ARKADAŞLAR..! |
| Hidayet KAYAALP | |
|
Avrupa’da Ramazanlaşmak |
| Mahmut AŞKAR | |
|
YAZIKLAR İSRAİL’E |
| Yusuf POLATOĞLU | |
|
İSRAİL’İN GÜCÜ |
| Orhan ARAS | |
|
‘’Beyaz Hüzün'e ‘’Merhaba Olsun’’ |
| Nurdoğan AKTAŞ | |
|
Populizmin Çocuğu Sarrazin |
| Muhsin CEYLAN | |
|
Kazanın Dibinde Kalmaya Daha Ne Kadar Kalmaya Devam Edeceğiz ? |
| Dr. Latif ÇELiK | |
|
İNSANİ İLİŞKİLER |
| Seyfettin TAŞKIN | |
|
Almanya’daki Türkler |
| Ramazan ÖZDEMİR | |




