| BIR BAŞKA AÇIDAN EFENDİMİZDEN EDEPLENEBİLMEK |
|
|
|
| Salı, 26 Ocak 2010 16:14 |
|
Edep, İslamiyet’te önemli bir esas, müslümanın hayatında da hassasiyetle ele alınan bir husustur. Pratikte, şimdiye kadar edeb müslümanın yaşantısıyla ele alınmış ve islamı tam manasıyla anlatabilmek için edebin üzerinde ısrarla durmuşlardır. Kur’an ruhunun özü ve esası, Sevgili Peygamberimizin de da ısrarla üzerinde durduğu edep sayesinde, yüzlerce binlerce, İmam Gazali, Ebu Hanife ve İmam Şafii gibi edep abideleri ve üstadları yetişmiştir. Bu yıldızları çoğaltmak mümkündür. Hele Allah Rasulü’nün terbiye atmosferinde, gökteki yıldızlara denk yerde de pek çok edep insanı yetişmiştir. “Edep,
Allah Rasulü’nün (s.a.v.) konuşurken, sözünün muhtevasının derin ve coşturucu olması, o coşturucu mana ve muhtevaya çok güzel kalıplar bulması kendisine mahsus ayrı bir beyan edebidir. Arabın en edibleri dahi O’nu dinlerken hayranlık duyarlardı. Ebû Süfyan’ın hanımı Hind, Efendimiz’in tebliğ buyurduğu Kur’an ve onun sözlerindeki câzibedarlık ve çarpıcılık karşısında pervaneler gibi herkesin, O söz sultanına koşuşunu hayretle seyretmiş ve şöyle demişti: „ Hiçbir şey bilmeyen ve öğrenmeyen ümmî bir insan, etrafını sözleri ve hareketleriyle büyülüyor ve insanlar, kelebeklerin ateşe koştukları gibi O’na koşuyorlar.“ Her mümin, Efendimiz’in edebinden, O’nun talim buyurduğu edep anlayışından, tabiri caizse edep felsefesinden istifade etmekle mükelleftir. Efendimiz, sadece kulluğu talim etmek için değil, tepeden tırnağa bütün bir hayatı talim etmek üzere gelmiştir. İşte Allah Rasulü’nün talim etmiş olduğu bu esasları hayata tatbik etmek de bir manada edeptir. Mesela Efendimiz’in insanlara Allah’ı anlatmasını göz önünde bulunduralım. Bu, “Seni hakkıyla bilemedik ey her şeyden önce bilinen Zât! Sana hakkıyla kulluk yapamadık ey herkesten kulluğa müstahak olan Zât! Sana hakkıyla şükredemedik ey herkesten daha ziyade şükre layık olan Zât!” derken, Allah, O’nu böyle terbiye etmeseydi, O, Allah u Aziymüşşan hakkında bir tek kelime bile söyleyemezdi. Evet, Allah Rasulü, bize her konuda sağlam, arızasız ve kusursuz bir, rehberdir Her mümin, O’nun talim buyurduğu daire içinde şöyle bir duygu ve düşünce içinde olmalıdır: Ya Rasulallah! Ben, ancak Sen’in talim buyurduğun şekilde Allah’a kulluk yapabilirim. Sen tarif etmeseydin benim ne yapacağım belli değildi. Evet, biz kulluğu da Aleyhissalâtü vesselam’dan öğrendik. Namazda metafizik gerilime geçmeyi O’nun arkasında bulunmakla elde ettik. Elde edemeyeceği şeyleri ancak dualarıyla elde eden insan, dua sayesinde öylesine Allah’a yaklaşmayı bize öğreten Efendimizdir. Bunun gibi Allah Rasulü’nün, yatarken sağ elini başının altına koyup yatmasına kadar hayatın her ünitesiyle alakalı düsturları bizim için birer örnektir. O, bize bütün bir hayatı soluklamış ve bu soluklar, nefes nefes O’ndan gelip bizim ruhumuzu sarmış ve inananların sinelerinde yerini bulmuştur. Rabbim, O’nun hayatı ve soluklarıyla canlanma ve dirilmeye bizleri nasip eylesin. İşte bu geniş dairede, Efendimiz’in talim buyurduğu her şey edeptir. Buna riayet etmemek ise Allah’a, Rasulüllah’a, sonra da Kur’an’a karşı saygısızlık demektir. Mümin, bütün bunlara riayet etmeli ve edep içinde yaşamalıdır. Yukarıda da ifade edildiği gibi günümüzde edep; farzı, vacibi ve Efendimiz’in umumi talimini bir tarafa bırakarak, daha ziyade küçük şeylerdeki; mesela, bıyık kesmenin, saçları uzatma veza kısaltmanın, elbise giymenin ve yürümenin edebi gibi meselelere münhasır görülmüş ve bir manada her şey daraltılarak dinin ruhuna kastedilmiştir. Son söz olarak, edebin olması gerekli olan tarifini: Edep, O Edep İnsanı’nın temsil buyurduğu Dini emirleriyle iştigal edip karşımıza çıkan şeylerin bütünüdür. O Edep hayatın bütün alanında ard niyet düşünmeden müslüman kardeşininde seninle aynı pulvarda bulunabilme hakkına riayet edip onu hor görmemektir. |
Fikir Platformu
|
İMANI COŞTURAN RAHMET AYI “RAMAZAN” |
| Selahattin SAYGIN | |
|
RAMAZAN VE AVRUPA‘ DA YANKILARI |
| Yakup TUFAN | |
|
EVET... EVET... EVET ARKADAŞLAR..! |
| Hidayet KAYAALP | |
|
Avrupa’da Ramazanlaşmak |
| Mahmut AŞKAR | |
|
YAZIKLAR İSRAİL’E |
| Yusuf POLATOĞLU | |
|
İSRAİL’İN GÜCÜ |
| Orhan ARAS | |
|
‘’Beyaz Hüzün'e ‘’Merhaba Olsun’’ |
| Nurdoğan AKTAŞ | |
|
Almanya’da realite körlüğü |
| Muhsin CEYLAN | |
|
Kazanın Dibinde Kalmaya Daha Ne Kadar Kalmaya Devam Edeceğiz ? |
| Dr. Latif ÇELiK | |
|
İNSANİ İLİŞKİLER |
| Seyfettin TAŞKIN | |
|
Tarih Tekkerrür mü Edecek ? |
| Ramazan ÖZDEMİR | |




