| Bir İnsan İnşa Etmek |
|
|
|
| Perşembe, 04 Şubat 2010 11:51 |
|
“Zaman sana uymazsa, sen zamanla savaş!” (Muhammed İkbal) Bir insan inşa etmek; bir dünya kurmaktan başka ne olabilir... Çağın hükümran ideolojileri arasındaki sınırlar, ferdî değerler bazında o derece küçüldü ki, neredeyse kaybolma noktasına geldi. Bu sebepten dolayı, ideolojilerin şekillendirdiği insanlar arasında da, hayata bakış açısındaki veya dünyayı algılama biçimindeki farklılıklar olabildiğince azaldı. Bu manâda bir sosyalistle bir kapitalistin, hatta Batı tipi bir muhafazakârın, günlük hayat çizgisi arasında sapmalardan daha çok örtüşmeleri görmek mümkün. Çağdaş insan için iki yol var: Tek tip kıyafet gibi düşüncede alabildiğine bir yeknesaklık hâkimiyeti ve siyasette olduğu kadar, kültürde de farklılığın ve etkinliğin miktarını kendisi ayarlayan böylesi renksiz, cansız ve monoton bir dünya düzenine tabi olmak veya olmamak... Olmazsanız; dışlanacak, ötekileneceksiniz. Olursanız; sıradanlaşacaksınız: Tükettiğiniz kadar ve tükettiğinizin kalitesinde muamele göreceksiniz. Burada sizin ne düşündüğünüze değil, ne tükettiğinize ve ne kadar tükettiğinize bakılarak karara varılır: Ya onlardan yana, ya da değilsiniz... Düşünen insan için üçüncü bir yol daha var: Öze dönmek; kendisi gibi olmak... Bu oluş, ne çöle kaçarak, ne de dağa çıkarak olur. Hayatın içinde bir hayat, düzenin içinde bir düzen ve dünyanın içinde bir dünya yaratmak için; toplumun içinde bir fert inşasına başlamakla olur. Suya bir taş, ardından bir taş, bir taş daha atar gibi, kalabalıkların içine bir insan, ardından bir insan ve bir insan daha atmak... Ve suya düşen taşların daireleri birbiriyle kesişerek kıyıya kadar yüzeyi kaplaması gibi, kalabalıkların içinde inşası tamamlanmış fertlerin meydana getireceği dalgaların en ücra köşelerine, en kıyı şeritlerine ulaşması gibi dünyanın... Dünyanın gidişatından, insanlığın mevcut durumundan şikâyetçi ve geleceğimizden endişeliyiz. Bu nahoş tablo, aç, sefil ve geri kalmış ülkeler için geçerli olduğu kadar, tok, müreffeh ve kalkınmışların dünyası için de geçerlidir. Manevî boşluğun doğurduğu huzursuzluk ve mevcutu kaybetme korkusu, sanayi toplumlarındaki nahoş tabloyu daha çok karartan amillerin başında gelir. Bir Batı dünyasının toplumlarına bir de onları yakalamak üzere olan kendimize baktığımızda; değerlerin erozyonu ve sosyal hayatın insanîlikten giderek uzaklaşması noktasındaki açının giderek daraldığını görürüz. Başka bir ifadeyle; farklı kültürel kodlara sahip olmamıza rağmen, birbirimizle benzeşmeye, daha doğrusu bizim onlara benzemeye başladığımız ortaya çıkar. Hamburglu Fischer Ailesi kadar, İstanbullu Ekinci Ailesi de, genç kızını veya oğlunu büyük şehrin sokaklarına salıverirken, muhtemel tehlikelere karşı evladını uyarır, ikaz eder ve endişelenir. Özellikle dış etkenlere karşı donanımı tamamlanmamış veya altyapısı zayıf insanları, evden dışarıya adım attıkları andan itibaren birçok tehlikeler, tuzaklar ve nahoş hadiseler beklemektedir. Her ikisi de, geçim sıkıntıları olmamasına rağmen, mevcut gidişattan; toplumun sürüklenmiş olduğu ortamdan rahatsız ve endişelidirler. Alman Hans Fischer’in önünde pek fazla seçeneği yoktur. Türk Hasan Ekinci ise, bu sefer Alman akranından daha şanslıdır: O henüz daha kendi medeniyet hazinelerini sonuna kadar kullanmış değil. O, toplum inşasına, fertten başlayarak zemin hazırlayabilir, katkıda bulunabilir. Onun önünde tarihin akışını, insanlığın gidişatını değiştiren; doğru istikamete yönlendiren, yaşanmış bir tarihî miras var: Ali Şeriati; Hz. Peygamber’in 13 yıllık Mekke dönemini, birey yetiştirme ve 10 yıllık Medine dönemini ise, toplum kurma aşaması olarak değerlendirir. Mekke döneminde bizatihi Hz. Peygamber tarafından inşa edilmiş, ilk kuşak müslümanların önemli şahsiyetlerinden birisi olan Ebuzer’i örnek olarak verirken şöyle diyor: “Çeyrek yüzyıl zarfında insanı vahşilikten, medeniyet yaratan insana, dünyada yeni bir tarih yazan, tarihin akışını değiştiren, başlamış olan tarihsel cebri değiştiren ve yeniden yapan insana dönüştüren bu ruh ne zaman ilk şekline döner? Bu mektep ne zaman, yarı vahşi okuma, yazma bilmez, sadece dünyadan değil kendi ülkesinden dahi habersiz bedevi bir Arap olan Cündeb b. Cünade’den yine bir Ebuzer-i Gifari çıkarır? O, günümüzde insanlığın saadet veren hareketine ilham veren canlı bir çehredir, yoksun ve yağmalanmış kitlelerin ümididir.(A. Şeriati, Biz ve İkbal, s.35)” Geride bıraktığımız yüzyılda ululaştırılmış krallar, liderler, başkanlar uğruna veya onların kurduğu sistemler adına insan, nesne olarak kullanıldı ve malzeme gibi tüketildi. Kendimizin de içinden geçip geldiği ideolojik hareketlerde gördük ki, insan ya kutsallaştırılan devlet, ya lider, ya da parti için vardır. Ve yine acı tecrübelerimizle sabittir ki, inşası tamamlanmamış insanlarla başlatılan her siyasî, sosyal hareket, ideolojisinden bağımsız olarak, kendi içinde çökmeğe mahkûmdur. İslâm, yarı vahşi insanlara eğildi, onları eğitti ve onların omuzlarında yükselen bir medeniyet kurdu. O medeniyetin merkezinde sadece yaratan Allah’a kulluk eden insan vardı. Sistemin adı “İslâmî”, toplum da müslüman olsa; şayet işin özünde, ırkından ve dininden bağımsız olarak, insanîlik yok ise, taşıdığı sıfatlar hiçbir manâ ifade etmez. Şayet kendinizden sonra gelen nesilleri eğemez, bükemez, yontamaz, yani şekillendiremezseniz, dışarısı; sosyal çevre, sokak, onu şekillendirir ve ona, sizin tanıyamayacağınız bir çehre kazandırır. Toplumu inşa etmeğe ve nihayetinde dünyaya nizam vermeğe yeltenenler, bu işe önce en yakınlarındaki fertten başlasınlar. |
| Pazartesi, 08 Şubat 2010 11:51 tarihinde güncellendi |
Fikir Platformu
|
İMANI COŞTURAN RAHMET AYI “RAMAZAN” |
| Selahattin SAYGIN | |
|
RAMAZAN VE AVRUPA‘ DA YANKILARI |
| Yakup TUFAN | |
|
EVET... EVET... EVET ARKADAŞLAR..! |
| Hidayet KAYAALP | |
|
Avrupa’da Ramazanlaşmak |
| Mahmut AŞKAR | |
|
YAZIKLAR İSRAİL’E |
| Yusuf POLATOĞLU | |
|
İSRAİL’İN GÜCÜ |
| Orhan ARAS | |
|
‘’Beyaz Hüzün'e ‘’Merhaba Olsun’’ |
| Nurdoğan AKTAŞ | |
|
Almanya’da realite körlüğü |
| Muhsin CEYLAN | |
|
Kazanın Dibinde Kalmaya Daha Ne Kadar Kalmaya Devam Edeceğiz ? |
| Dr. Latif ÇELiK | |
|
İNSANİ İLİŞKİLER |
| Seyfettin TAŞKIN | |
|
Tarih Tekkerrür mü Edecek ? |
| Ramazan ÖZDEMİR | |




