KÖLN’DE MAĞDUR VE MAZLUM COĞRAFYA ÜZERİNE SEMİNER PDF Yazdır E-posta

Bugün dünyanın bir bölümü zevki sefa sürerken, diğer bölümü maalesef fakru zaruret içersinde kıvranmaktadır. Kimi zaman savaşlar, kimi zaman tabii afetler, kimi zaman da iç kargaşa veya buna benzer olaylar sebebiyle, maalesef “Mazlum ve  Mağdur Coğrafya” üzerinde yaşayan insanlar aç, açık ve sefalet içesinde yaşamaya mahkum edilmişlerdir.

Yıllar yılı Balkanlar’dan Kafkaslar’a, Asya’dan Afrika’ya, Orta Doğu’dan Uzak Doğu’ya kadar dünyanın bir çok bölgesinde, insanların ne gözyaşları dinmiş ne de “karnı tok sırtı pek” olmuştur!
Büyük siyasetler, gözü yeraltı ve yerüstü zenginliklerde olanlar; hiç bir zaman dünyayı ateşe vermekten, milyonlarca insanı, kadını kızı, çoluk çocuğu, garip gurabayı perişan etmekten geri durmamışlar. Onlar, her işe bir kılıf hazırlamışlar, her şeye sebep bulmuşlardır!
Maalesef dünyada bu mantık böyle çalıştıkca, güçlüler hep haklı ve zayıflar hep haksız görüldükce;  göz yaşları dinmeyecek,  yok ve yoksulluk bitmeyecek, mazlumlar hep aç ve mağdurlar hep açık olacaklardır!

ATİB kurulduğu günden beri her zaman mazlum ve mağdurun yanında olmuştur. Elinden gelen her imkanı garip gurabanın derdine melhem olmak için seferber etmiştir. Dünden bugüne onlarca ülkeye, yüzlerce bölgeye merhamet elini uzatmış, „sıcak taşın üzerine bir damla su” misali “dar günlerin dostu olmuş” ve akan göz yaşlarını bir nebze de olsa dindirmeye çalışmıştır.

Köln K.E.M.- Hoca Ahmet Yesevi Camii’inde, ATİB Genel Başkan Yardımcısı Yakup Tufan, “Mazlum ve Mağdur Coğrafya” üzerinde yaşayan insanlara, ATİB’in yaptığı insani yardımları içerisine alan bir seminer vermiştir.
Gözler önüne serilen manzaralardan çok etkilenen insanlar; -halimize şükretmeliyiz ve bu insanlar daha çok yardım etmeliyiz- diyerek  duygularını dile getirmişlerdir.
Konuyla ilgili bir açıklama yapan E.M. Kadın Kolları Başkanı Gülten Yıldırım ise, Köln’deki kadınlar olarak  yaptıkları insani yardım çalışmaları hakkında bilgiler vermiştir.

Köln’de verilen seminer esnasında; dünyayı karartan ve göz yaşlarına boğan ne savaşları ne de kuraklık, sel ve su baskınları gibi tabii afetleri ATİB’in önleme gücünün olmadığı belirtilmiştir. Fakat  açılan yaraları sarma konusunda daha büyük katkıların sağlanabileceği dile getirilmiş ve bu konudaki ATİB’in düşünce ve  projeleri ortaya konmuştur.