Referans Referans Referans Referans


Suriye, Mısır, Doğu Türkistan ve Ben Kime Yanayım?

“Dert bir değil elvan, elvan”

Dert bir değil, kime yanacağımıza şaşırdık. Zulüm sadece dışımızdan gelmiyor, dışımızdakilerin yerli malları, işgal kuvvetlerini aratmayacak şekilde sürdürüyor. Hatta daha ileri giderek onların ürettiği silahları çok daha acımasız kullandıkları bir gerçek. Biz Müslümanlar bilmeliydik ki, “Küfür tek millet”. Bunu anlamadığımız için, içimizde bulunan Firavun, Nemrut artıklarını hep bizden zannettik. Ümmet olarak bunu yavaş, yavaş anlamaya başladık ve içimiz bunun için yanmaya başladı.

Evet!. Ben kime yanayım. Doğu Türkistan da Cin haydutlarının ensesine sıkılan bir kurşunla, bir çukura yuvarladıkları Uygur Türküne mi, Mısır da zalim firavun artıklarının yaktıkları, iş makineleriyle şehitlerin naaşlarını ezerek parçaladıkları İhvana mı yanayım? Arakan Müslümanlarını Camilere doldurup cayır, cayır yaktılar, Kerkük’te yüz yıldır zulme maruz kalan Türkmen’e mi, pkk nın kıskacında ezilen Kürt’e mi, Kafkas dağların da yok edilen Çeçen’e mi, ben kime yanayım?.. Soykırıma uğrayan Boşnak’a mı, aynı akıbete uğratılan Hocalı de ki Azeri Türkü’ne mi yanayım? Yoksa Suriye’de çağdaş Nemrut’un yaktığı, yıktığı, katlettiği, evsiz, yurtsuz sürgün’e mi, yoksa atılan gazlarla çırpınarak yok edilen bu sabilere mi yanayım? Veya dünyanın birçok bölgesinde aç, susuz, biçare bırakılan mazlumlara mı? Evet, ben kime yanayım?

“Yandı bu gönlüm, yandı bu gönlüm/ Yanmada derman buldu bu gönlüm”. Bu milletin mayasında başkaları için yanmak, hayatını ortaya koymak, elindekini paylaşmak var.. Bu yaptıklarını imanın gereği olarak yapar. Bunu atalarından miras olarak almıştır. Hedef hep âleme nizam vermek, Allah’ın adını yeryüzüne yaymaktır. Zalime karşı durmak, mazlumun yanında yer almaktır.

Tarih boyunca etrafındaki zulümlere ilgisiz kalarak, kendisine dokunmayan, başkalarına zehrini akıtanların varlıklarını hiç hoş karşılamamış bir millet. Zulüm yapanı Allah’ın düşmanı kabul etmiş ve zulmü yok edene kadar, kendini “Allah’ın askeri” görmüş bir millet.

Bu Ümmetin derdi çok. Türk milletinin sorumluluğu da çoktur. Bu Millet tarih boyunca başkalarını korumayı, kollamayı, himaye etmeyi kendine hep vazife edinmiştir. Derdi çok bir millettir. Derde aşına ve bu derde talip bir millettir. Kabına sığmayan, yeni yurtlar arayan, etrafına nizam veren bir millet. Gittiği yerlere yollar, köprüler, hamamlar, su kanalları, okullar- medreseler (üniversite), hastaneler, hanlar, çarşılar, misafirhaneler, çeşmeler, yoksullar için aş evleri vs. açmış ve daha sayamayacağımız nice hizmetleri sadece Allah rızası için götürmüştür. Renge, şekle, dine, dile bakmadan Allah’ın yarattığı her şeye değer vermiş ve korumuş. Seven ve himaye eden, sıcakkanlı bir millet.

“Yaratılmışı severiz Yaratandan dolayı” diyen Yaratan aşkıyla bütün canlıları seven, koruyan, bunu kendine verilmiş bir vazife gören, “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” sözüne iman eden, sadece kendi nefsini düşünen kişinin istenilen, arzu edilen mümin olmadığına inanan bir millet. Her yoksuldan, çaresizden, ölüden, diriden kendini mesul sayan bir millet.

Ey çaresize çare olan aziz millet, seni canı gönülden tebrik ediyorum. Sen ecdattan devraldığın bu yardım sever duygularını, merhamet anlayışını çok şükür aynen sürdürüyorsun.

Bu oyunlar sadece Mısır’ın, Suriye’nin üzerinde oynanan oyunlar değil, Türkiye’nin de üzerinde oynanmak istenen oyunlardır. Çağdaş Firavunlar, Nemrutlar asırlardır insan kanı emiyorlar, kandan beslenen bu vampirler bu alışkanlıklarını sürdürmek istiyorlar.

“Yerli malı” sandığımız, ruhunu Emperyalist güçlere satmış bu zalimlere karşı direnmek her Müslüman’ın en tabi vazifesidir. Zulmün olduğu her yerde olmak ve direnmek bizim hem insani ve de İslami vazifemizdir. Allah mazlumla beraberdir. Bu zalimlerin akıbetleri daha evvelki zalimlerin akıbetleri gibi olacaktır.

29.08.2013, Mekke


YAZARIN DİĞER YAZILARI