Referans Referans Referans Referans


Türkiye` de İnsan Manzaraları

Türkiye’de kaldığınız sürenin az veya çok oluşu önemli değil, kısa zaman içinde çarpıklıkların, güzelliklerin ve çirkinliklerin iç, içe olduğuna şahit oluyorsunuz. İşin sevindiren tarafı ise, güzelliklerin artıya geçmiş olmasıdır. Ülkemizde ki her güzellik, bu vatanı sevenleri fazlasıyla mutlu ediyor.

“Vatan sevgisi imandandır” ölçüsüne inanmış Türk Milleti, vatanı bu duygularla sevmiş ve sahiplenmiştir. Vatan toprağının kutsiyetine inanan milletimiz, bu toprakların verimine veya verimsizliğine bakmadan bu vatanı “Ana” gibi sevmiştir. Bu duygularla, Vatan topraklarına “Anavatan” demiştir.

Vatan, Ana gibidir. Kayıtsız, şartsız sevilir. Üzerinde tartışma yapmak, eleştirilerin dozunu kaçırmak, gönülleri huzursuz eder. Görülen yanlışları eleştirirken çok dikkatli olmalı ve toplumun, memleketin tamamını eleştiren bir üsluptan kaçınmalı, genelleme yapmamalı. Buna rağmen hakikatleri dile getirmekten de geri durmamalı. Yanlışlar karşısında ilgisiz kalmanın da doğru bir hareket olmadığını da bilenlerden olmalıyız.

Türkiye bizim sadece doğduğumuz yer değil, varlık değerlerimizin yaşadığı, tarihimizin büyük bir bölümünün oluştuğu, şehitlerimizin, türbelerimizin en çok bulunduğu Türk tarihinin silinmeyen en muhteşem tarihi olayların oluştuğu, zaferlerin yanında acılarında yaşandığı en önemli vatan parçasıdır.

Bu muhteşem Vatanı sevmek bizim boynumuzun borcudur. Vatan bizim kara sevdamızdır. İllerimizdeki insanlarımızın eksikleri bu illerimize mal edilmemeli. “Memleketin kötüsü olmaz, insanın kötüsü olur” hedef kötülerin sayısını azaltmak olmalı. Kötüler yok olunca memleketimiz daha da güzelleşecektir. Memleketimizin hangi yöresini gezsek karşımıza çok farklı güzelliklerin çıkışına şahit oluyoruz. Bu güzel memleketin bir parçası olmak bizleri mutlu etmeye yetiyor.

Türkiye’nin her hangi bir vilayetine, ister karadan giriniz, ister havadan ininiz ve çok farklı manzaralarla karşılaşacaksınız demektir. Aklı başında her şoförü çıldırtan trafik cinayetleri, kural tanımamazlık, cana ve mala karşı saygısızlık. Kaba kuvvete dayalı küstahça tavırlar, yaptığı küfürlerle öğünen ağzı bozuk yaratıklar, imandan, ahlaktan muhabbetten, nezaketten, zerafetten uzak bir hayatı kendine yol edinen zavallılarla sıkça karşılaşmak mümkün.

Sokak ortasında boğuşan, dikleşen zavallılar, kadın bıçaklamak, haydutluğun en belalısını birçok yerde görmek mümkün. Bir Ananın doğurduğu erkek yine bir Ana olan eşine, kızına, bacısına bu şiddeti nasıl reva görür anlamak oldukça zordur. Yine bu memlekette şiddetten, husumetten, nefretten gıdalanan, yakan, yıkan çevreye zarar vermekten haz duyan insanların varlığını ciddi manada görmek mümkündür.

Türkiye çok çirkin baskı ve zulümlerden geçerek bu günlere geldi. Çok eski darbelere gitmeden yakın zamanlarda yaşadığımız zorbalıkları hatırlamak bile ne büyük facialardan geçtiğimizi gösterir. Neydi o 28 Şubat haydutluğu, tv ekranlarında milleti tehdit eden generaller, “Batı Çalışma Grubu” küstahlığı ve “Bin yıl sürecek” i iddia edilen zalimlikler. “Bu Kadını atın dışarı” diyen “Başbakanlar”, okul önlerinde süründürülen başörtülü öğrenci kızlar, evleri basan “Cumhuriyet Baş Savcıları”, seçilenlere hakaret eden “atananlar” vs. Bunların birçoğu, çok şükür geride kaldı.

Dağdaki terörist ten farkı olmayan şehir eşkıyaları, sokakları yakan, yıkan. Kamu malına zarar veren, fakirin malına, canına kıyan bu zavallıların varlıkları Millet için ayrı bir dert.

Demokratik hakları bir türlü hazmedemeyen zihniyet, “Çamlıca tepesin de sevişen başörtülü kızlar, bu demokratik hakkı Atatürk’e borçlular.” Bu aşağılık sözler, bu milletin hep midesini bulandırdığı, bazıları daha da ileri giderek “dinimizi, dilimizi, vatanımızı, bayrağımızı Atatürk’e borçlu olduğumuzu” söylüyorlar. Bu sözler insanı dinden çıkarır. Allah’a isyandır. Allah’ım sen bu gafillere hidayet nasip eyle. Beş bin yıllık tarihi olan bu şanlı millete karşı bundan daha büyük hakaret olmaz.

Türkiye de çok olumsuzlukların yanında güzel gelişmeleri de her yer de görmek mümkün. Türkiye’nin her tarafında çok güzel yollar, Anadolu’nun kasabalarına kadar yayılan Üniversiteler, Fakülteler. Güzelleşen şehirler, gelişen kaldırımlar, yeşillenen parklar, şehirciliğe uygun evler. Her tarafta enerji yatırımları, barajlar, uluslar arası enerji boru hatları, spor ve futbol sahaları. Şehirle arası hızlı trenler, metrolar, Marmaray, Yavuz Sultan Selim Boğaz köprüsü, İzmit körfez köprüsü, Türkiye’nin her tarafına yayılan havaalanları Dünyanın en büyük havaalanlarından biri olan 3. Havaalanı ve kanal İstanbul projeleri gurur kaynağımız.

Bütün olumsuzluklara rağmen, Türkiye zenginleşiyor ve iyiye doğru gidiyor. Toplum olarak bize düşen vazife çalışmak, ilim ve bilgiden ayrılmamak, etrafa saygı göstermek, sabır, kanaatten ayrılmamaktır. İnşallah gelecek daha güzel olur.

01.12.2013, İstanbul



YAZARIN DİĞER YAZILARI