İslama göre Irkçılığın anlamı ve zararları 

Irkçılık, asabiyete dayanmaktadır. Asabiyet ise, terim olarak kan bağına bağlı akrabanın meydana getirdiği topluluktur. Buna bağlı yapılan genel bir tanımla asabiyet-ırkçılık, aralarında kan bağı bulunan topluluğa mensup fertlerin, gerek kendilerine yönelik yapılan dış tehlikelere karşı koymada ve gerekse de kendilerince diğer topluluklara yapılan saldırılarda tereddütsüz oluşan birliktelik ve dayanışma anlayışıdır. Bu anlamda, yapılan tanımda sıkıntı yok, ancak burada mesele her şartta haksızlık halinde bile kavminin desteklenmesi olayı söz konusudur. Çünkü, tarih felsefesinin ve sosyolojinin kurucusu sayılan İbni Haldun’nun belirttiği üzere kişinin, zulme uğramış herhangi bir yakınına destek vererek onu zulümden kurtarması elbetteki arzu edilen insani ve islami bir durumdur.

Ancak, kendi ırkına taasup derecesinde bağlı olmak, ırkının diğer ırklardan mutlak olarak üstün olduğuna inanmak ve söylemek kesinlikle yanlıştır ve İslam anlayışıyla bağdaşmaz. İslam, insanların kendi aralarında oluşturmaları gerektiği sosyal bağların oluşmasına engel teşkil eden ve üstünlük iddiasında bulunma anlayışına dayalı olan ırkçılığı şiddetle reddetmiştir. Hz. Peygamber (s.a.v.), kan bağına dayalı ve Araplar arasında sürekli cereyan eden, düşmanlığa neden olan bu asabiyet-ırkçılık anlayışı yerine inanç merkezli bir bütünleştirme anlayışını getirmiştir. Fakat Hz. Peygamber (s.a.v.)’e; ‘’Kişinin soyunu ırkını sevmesi ırkçılık mıdır? diye sorulduğunda Hz. Peygamber (s.a.v.): ‘’Hayır, ancak kişinin soyuna ırkına zulüm üzerinde yardım etmesi ırkçılıktır’’ cevabını vermiştir. (Ebu Davud)

Böylece Allah Rasûlü (s.a.v.), ırkçılığın ancak zulüm diye nitelendirilen olumsuzluklarla olabileceğini belirtmiştir. Yüce dinimiz İslam, kişileri ırklarına göre değil, amel ve takva yönleriyle değerlendirmekte ve bu ölçüyü üstünlük vesilesi olarak ortaya koyuyor. Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şerifler, ırkçılığı, ırk üstünlüğünü kesin olarak reddetmektedir. Cenab-ı Allah âyet-i kerimede şöyle buyuruyor: (Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O’ndan en çok sakınanızdır.) (Hucurat 49/13)

Dolayısıyla İslam ırkı reddetmez, ırkçılığı reddeder. Âyeti kerimede olduğu üzere farklı millet ve kavimlerde olmanın tanışıp, kaynaşma ve ümmet olma aracı olarak belirtilerek üstünlük ölçüsünün takvada olduğu vurgulanmıştır. Her ırk ve renkte insanı yaratan Yüce Allah(c.c.)’ın takdir ve iradesi ile kulları bulundukları ırk ve kavimde yaratmıştır. Yüce Rabbimiz Hucurat suresi ayet 10’da şöyle buyuruyor: ‘’müminler ancak kardeştir’’ ifadesiyle iman ve islami kardeşlik için temel ölçü olarak iman etmeyi beyan ediyor. Yine Kur’an-ı Kerim’de: ‘’Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının.’’ (Nisa, 1) ‘’Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da O’nun kudretinin delillerindendir. Şüphesiz, bunda bilenler için alınacak dersler vardır.’’ (Rum, 22)

İslamiyet, hangi ırk, dil ve milletten olursa olsun, bütün Müslümanların birbirinin kardeşi olduğunu bildirir. Allah indinde herkes, insan olarak bir tarağın dişleri gibi birbirine eşittir. Nitekim, Allah Rasûlü (s.a.v.) efendimiz Veda Hutbesinde; Ey insanlar! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem’in çocuklarısınız, Adem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah’a karşı gelmede sakınmadır. Allah yanında kıymetli olanınız O’ndan en çok korkanınızdır.

Bir defasında, Hz. Bilâl-i Habeşî (ra) ile münakaşa eden Hz. Ebû Zer (ra) tartışma sırasında Hz. Bilâl (ra)‘e, ‘‘siyah kadının oğlu‘‘ demişti. Olay Hz. Peygamber (s.a.v.) efendimize aksettirilince bu cahiliye tavrına çok kızmış ve Hz. Ebû Zer (ra)‘i; Ey Ebû Zer! Onu annesinin renginden dolayı ayıpladın hâ! Demek sende hâlâ cahiliye kalıntısı var! diye azarlamıştı.

Gördüğünüz gibi Sevgili Peygamber efendimiz (s.a.v.), cahiliye asabiyetini geri getirebilecek olaylarda son derece sert ve kararlı bir şekilde hareket ederek ırkçılığın, görüldüğü anda hemen tedavi edilmesi gereken çok tehlikeli bir cahiliye hastalığı olduğunu ortaya koymuştur.

Yaşama hakkı, inanma hakkı, düşünme hakkı, düşüncesini yayma hakkı, teşkilatlanma hakkı, mal edinme hakkı, hürriyetini elinde tutma hakkı, kadın hakları, vs. Haklardan müteşekkil insan haklarını 14 asır önce bir nizam olarak dinimiz islam, hem müslümanlar için hem de bütün insanlık için bu hakları en geniş manasıyla tanıyarak ve ortaya koyarak insanlığın önünü açmıştır. Maalesef, islam’ın insanlığa sunduğu bu hayat değeri taşıyan haklar aşınmış, korunamaz hale gelmiş, bugün insanlığın ve özellikle islam dünyasının içine düştüğü durum bunu ortaya koymaktadır.

Bu münasetle biz, yapmış olduğumuz Gönül Birliği ve Kültür Şölen Kurultayı‘nda ana slogan olarak,     ‘‘Hepimiz insan, hepimiz göçmeniz‘‘ konusunu belirledik ve bunlara vurgu yaptık. Rengimiz, ırkımız, inancımız ne olursa olsun; insan olarak hepimiz Yüce Allah’ın yarattığı varlığız. Biz insana, ‘‘eşref-i mahlukât‘‘ noktasında bakarız. Bizimle aynı dine mensup olanlarla din kardeşiyiz, olmayanlarla da yaratılışta eşiz, yani insan olarak eşitiz. Onun için bir daha hatırlatıyor ve diyoruz ki, dilimiz, dinimiz, rengimiz, ırkımız, ve ülkemiz farklı olsa da, hepimiz insanız!

ATİB- Avrupa Türk-İslam Birliği olarak biz, ırka dayalı milliyetçiliği red eder, mensubu olduğumuz kültür ve medeniyetin değerlerini savunuruz. Farklı din, mezhep, millet ve etnik kökeninden dolayı insanları ötekileştirmeden zenginginlik olarak görürüz. Yunus Emre’nin deyimiyle; ‘‘Yaratılanı severiz, yaratandan ötürü‘‘ Bu anlamda, her türlü fanatizmi, ırkçılığı, taassubu, bağnazlığı ve benzeri türleri son derece tehlikeli sosyolojik bir hastalık olarak görüyoruz. Bu yüzden herkesin, bu konulara dikkat etmesi ve bunlardan sakınması gerekir. Bu tür anlayış ve zihniyetler, içtimaî (sosyal), siyasi, ekonomik ve her alanda zararlıdır, tehlikelidir ve birlikte yaşamayı olumsuz etkiler. Bu sebeple, herkes her türlü din veya ırk fanatizminin körüklediği eylemlere ve düşüncelere karşı mücadele etmelidir.

 

 

Durmuş Yıldırım

ATİB Genel Başkanı

Durmuş Yıldırım

                                                                                                                                                                                                                                                         | Impressum | Disclaimer

ATİB-Union der Türkisch – Islamischen Kulturvereine in Europa e.V.

 

Neusser Str. 553 | D-50737 Köln | Tel: 00 49 (221) 316010 | Fax: 00 49 (221) 323420 | e-mail: info@atib.org
Bankverbindung: Sparkasse KölnBonn Konto Nr: 1900 69 61 86 | BLZ: 370 501 98 | IBAN: DE393705 0198 1900 6961 86 | BIC: COLSDE33